Oca 26 2010

Sezen Aksu, Gönül Akkor – Muntazır Teşrifine Hazır Kayık

Bence bu şarkı, Sezen Aksu’nun kendi şarkıları dışındaki (ki zaten pek fazla öyle “eser”ler yorumlamıyor) en en en başarılı yorumu. Adeta Sezen Aksu olduğunu unutup 1800′lerin sonunda Kağıthane deresinde meşk eden bir İstanbul hanımefendisi söylüyor sanırsınız.

Diğer yorumlayan ise Gönül Akkor. Sezen popüler arenanın kraliçesiyse Gönül Akkor da kendi arenasının kraliçesidir.

 

Dinle: Sezen Aksu – Muntazır Teşrifine Hazır Kayık

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

 

Dinle: Gönül Akkor – Muntazır Teşrifine Hazır Kayık

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

 

Muntazır Teşrifine Hazır Kayık

Güfte: Nedim / Beste: Hacı Arif Bey

Muntazır teşrifine hazır kayık
İnce yaşmakla bu Cuma seyre çık
Pembe mantinden feracen pek de şık
İnce yaşmakla bu Cuma seyre çık

Kırma lütfet hatırı mestaneyi
Süslenip tak zülfün üzre saneyi
Eyle ihya semt-i Kağıthane’yi
İnce yaşmakla bu Cuma seyre çık


Oca 21 2010

Gayda İstanbul – Buçuk

Get the Flash Player to see this player.


Oca 20 2010

19 Ocak notları

Dün 19 Ocak’tı, o günün üzerinden tam 3 yıl geçti.
Soğuğa, kara, ayaza rağmen adalet isteyen, katili tanıyan binlerce kişi o kaldırımın önünde toplandı, Hrant’ı andı.

14:30′dan itibaren ben de oradaydım. Haber kaynakları zaten tüm ana detayları, görüntüleri verdi, ben sadece bir kaç küçük detayı aktarmak istiyorum.

Hrant için yazılmış şarkılar çalıyordu, önce Selda Bağcan’dan “Güvercinleri de Vururlar” çaldı, ardından Sezen Aksu’dan “Güvercin” çalmaya başladı. Sezen’in şarkısının ortalarında bir yerde ikindi ezanı okunmaya başladı, ve Agos yönetimi (ya da yanılıyor olmayayım, müziği kim idare ediyorsa) sesi kapattı. Ezan bitene kadar da ne bir müzik ne de bir anons yapıldı. Birlikte yaşamanın inceliklerine, birbirimize nasıl saygı duymamız gerektiğine dair çok önemli bir jestti bence.

Sırrı Süreyya Önder, hepimizin çocukluğundan çok iyi hatırladığı “buraya bir kuş konmuş” oyunundaki, “masalları bile vahşetin suç ortaklığıyla bezeli bir iklimin tam da avucunun ortasına konmuş” olan Hrant Dink’i ve onun katillerini anlattığı muhteşem bir konuşma yaptı.

Rakel Dink çok fazla konuşmadı, sadece insanları selamladı ama sesindeki naiflik çok çok güzeldi, herkesin içini titretti. Arat Dink’in konuşması ise son derece vurucuydu, ben göz pınarlarıma zor hakim olurken yanımdaki arkadaşımın gözünden bir damla yaş süzüldü.

Karın şiddeti de son derece enteresandı, karı yöneten gücün de o kalabalığın içinden biri olduğu hissini uyandırdı. Ne de olsa O da adaletten yanadır, değil mi? İnsanlar kalabalıklaşırken kar da şiddetini gitgide arttırdı, Arat’ın konuşmasını yaptığı dakikalarda adeta bir tipi gibi hızla yağıyordu, anma bittiğinde ve herkes yavaş yavaş dağılırken kar da sanki bugünün dekoru olma görevini başarıyla tamamlamış gibi usulca ve sakin sakin yağmaya devam etti.

Gündüz eyleminin kapanışı ise coşkulu oldu. Barış İçin Sanat Girişimi herkesi etrafına toplayıp çok güzel bir kaç performans gerçekleştirdi. Bu dakikalar, adalet talebinin ille de katı ve sert bir tonla değil, yine yüksek, yine coşkulu ama herkesi -en uygun tabiriyle- gaza getiren bir araçla, sanatla yapılabileceğini gösterdi. Davullar eşliğinde sloganlar bu kez “melodili” atıldı, ama söylenenin altını boşaltarak değil tam tersine inadımızı ve ısrarımızı haykırarak. Sesimizi kısa kısa “Sustur, sustur, savaşın sesini sustur…” diye tekrarlarken çömeldik, kısa bir suskunluğun ardından sesimizi her tekrarda bir kademe arttırarak “Yükselt, yükselt, barışın sesini yükselt!” diye bağırarak ayağa kalktık, bir yandan eski adıyla Ergenekon Caddesi’nin girişine yürürken. Ve o tabelanın altında toplanıp, bugün, şimdi, derhal, hemen caddenin ismini değiştirip “Hrant Dink Caddesi” tabelasını taktık. Resmi makamlar olaya hangi aşamada müdahale etti, tabela hala o şekilde duruyor mu bilmiyorum ama ben dahil pek çok kişi caddenin ismini olması gerektiği haliyle görüntüledi.

Soğuk, kar ve ayaz kimseyi durdurmadı, akşam 19:00′da da Taksim Meydanı’nda yine binlerce kişi toplanıp Galatasaray’a yürüdük. Coşkulu, talepkar ve inatçı bir kalabalıktık, kalabalığız…


Oca 16 2010

Afet ve acı sonrası inanç sömürüsü her yerde aynı

Unutmak ne mümkün, onbinlerce insanın hayatını kaybettiği 1999 depremi sonrası bizde de bir takım aklı evveller, fuhuş ve kumarın artış gösterdiği bölgelere Allah’ın ceza metodu olarak yorumlamışlardı afeti. Bugün Haiti’de aynı şerefsiz ve insanlık yoksunu zihniyet işbaşında. Bu seferki “sebep” Fransız hakimiyetine boyun eğmeyip bağımsızlıklarını ilan etmiş olmaları. Bu densiz açıklamaları yapan bir takım misyonerlerin varlığından çok, arkalarında destekleyen bir taban olması çok korkutucu.

‘Şeytanla anlaşmanın bedelini ödüyorlar!’

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&Date=&ArticleID=974907


Oca 15 2010

what is censorship? google international vs. google china – image search results for “tiananmen square protest”

Google International (www.google.com)

Google China (www.google.cn)

Oca 14 2010

19 ocak’ta, saat üçte, aynı yerde… yanyana geliyoruz! arkadan vuranların hala arkasında mısınız?


Oca 13 2010

görünmez diş tellerinden kulak termometresine, duman dedektöründen su filtresine günlük hayatımıza giren 10 NASA buluşu


Oca 13 2010

itiraf ediyorum, dün akşam ‘bu kalp seni unutur mu?’ izledim ve bugün bu şarkıya takıldım / zerrin özer – her şey seninle güzel

Her ŞEy Seninle GüZel by Zerrin ÖZer   (1634 KB)
Listen on posterous

her şey seninle güzel
yolda yürümek bile
olmayacak düşlerin
peşinde koşmak bile

her şey seninle güzel
bu toprak, bu taş bile
içimdeki bu korku
gözümdeki yaş bile

beklenmedik bir anda
ayrılık gelip çatsa
seninle paylaştığım
tek bir gün yeter bana

her şey seninle güzel
duyduğum bu ses bile
yalnız içtiğim su değil
aldığım nefes bile

her şey seninle güzel
bu yağmur, bu kar bile
yüzümdeki gözyaşının izleri
onlar bile…

Posted via email from onur yaşar’s posterous


Oca 13 2010

This mac installation screen is a work of pure genius (by Yoram Chisik) #adium #macosx


Oca 11 2010

Hangi diziyi izlemelisin?

çocuklarım olmadan asla diyorsan ALİYE’yi;
çocuklarım için seve seve veririm diyorsan BİNBİR GECE’yi;
çocuklarım küçük yaşta versin diyorsan KÜÇÜK KADINLAR’ı;
çocuklarım çiftlikte versin diyorsan HANIMIN ÇİFTLİĞİ’ni;
çocuklarımın hepsi tek bir kişiye versin diyorsan YAPRAK DÖKÜMÜ’nü;
sülalenin hepsi birbirine versin diyorsan AŞKI MEMNU’yu
izle.

Posted via email from onur yaşar’s posterous