“If anybody wants a sheep, that is a proof that he exists.”
 Antoine de Saint-Exupéry,  The Little Prince

En çok bana soracaksınız. En çok bana!

27 Ocak 2009 | , , , | Yorum Yok »

Ben bu gündeme biraz geç yetişmişim, dün akşam Ömer izletti bu videoyu. var params = { ‘allowfullscreen’: ‘true’, ‘allowscriptaccess’: ‘always’, ‘wmode’: ‘transparent’ }; var attributes = { ‘id’: ‘video0′, ‘name’: ‘video0′}; var flashvars = { ‘file’ : ‘http://www.onuryasar.com/blog/wp-content/uploads/video/erolbuyukburc_encokbana_293876123321.mp4′, ‘width’ : ’400′, ‘height’ : ’280′, ‘controlbar’ : ‘bottom’, ‘dock’ : ‘false’, ‘icons’ : ‘true’, ‘logo.hide’ : [...]

devamını oku »


Lost Sezon 5 Bölüm 1/2 – Nam-ı Diğer s05e01/s05e02

22 Ocak 2009 | , , | Yorum Yok »

Aylardır bekliyoruz. Helikopter havalandı, ada kayboldu, zavallı Sawyer öyle cıbıl cıbıl ortada kalakaldı. Rivayete göre izleyeceğimiz ilk iki bölümde de öyle olmaya devam edecekmiş. Heyecanlıyız. Bölümler iniyor, iş günü geçiyor. Akşama altyazı olsa da olmasa da yeni Lost bölümleri izlenecek. Hadi bakalım… s05e01: http://www.mininova.org/tor/2204235 s05e02: http://www.mininova.org/tor/2203910

devamını oku »


Things You Can Tell Just by Looking at Her

20 Ocak 2009 | , , , , | Yorum Yok »

Rodrigo García ismine çok aşinayız Furkan ile. Tüm sezonları izleyip delirdiğimiz Six Feet Under günlerinde her bölüm başında o bölümün yönetmeninin adının yazdığı anı heyecanla beklerdik. imdb’ye girip Gabriel García Márquez‘in oğlu olduğunu öğrendiğimizde de hem biraz şaşırmış, hem de aslında “hmm… demek ondan” diyerek kendimizce bağlantıyı kuruvermiştik. Geçen akşam Bade‘de yediğimiz şahane akşam yemeğinin ardından izledik Rodrigo García’nın [...]

devamını oku »


2 sene önce bugün ne olmuştu?

19 Ocak 2009 | , | Yorum Yok »

19 Ocak 2007′de, okuldan ofise döndüğümde ortağım Aslı’dan öğrenmiştim Hrant’ın haince arkadan vurulduğunu. Şaşkınlık, üzüntü… Tuhaf hissetmiş ve bu olayın büyük bir dönüm noktası olacağını, çok geniş açılımları başlatacağını düşünmüştüm. Başlattı, hala sürüyor. www.hranticinadaleticin.com

devamını oku »


Zuhal Olcay – Aşk’ın Halleri

19 Ocak 2009 | , | Yorum Yok »

Korkarım magazin kültürü içime öylesine işlemiş ki Zuhal Olcay‘ın yeni albümünün ismini duyar duymaz aklıma Aşkın Nur Yengi geldi. Onun da bir kaç sene önce çıkan toplama albümünün ismi Aşk’ın Şarkıları idi. Neyse, Zuhal Olcay’ın böyle bir Demet-Akalın-vari yaklaşımla şarkılarından eski kocasına gönderme yapmayacağından emin konumuza dönelim :) Zuhal Olcay 10 yılı aşan bir sürenin ardından [...]

devamını oku »


Yürüyen ördek kuklam

15 Ocak 2009 | , , | Yorum Yok »

8. Organik Ürünler ve Çevre Fuarı’ndaki standımızda çalışıyoruz. Ortağım Aslı‘nın pek sevdiğim eczacı arkadaşı Kübra yanında arkadaşı Hülya ile geldi. Hülya’nın elinde bir kukla, ördek kuklası. O kadar sade ve şahane ki. Bayıldım. Samsun Valiliği‘nin standından almış. Koşarak gittim, sordum, son kuklaymış az önce Hülya’nın aldığı. Amca bana da bir tane hemen yapabileceğini söyledi, çocuklar [...]

devamını oku »


Nazan Öncel – Hatırına Sustum

15 Ocak 2009 | , | Yorum Yok »

Nazan Öncel’in yeni albümünün ilk bir kaç şarkısını dinlediğimde şöyle dedim: “Çok ‘Nazan Öncel’ olmuş”. Bulunduğu bu noktadan sonra Nazan Öncel’in ulaşabileceği daha yüksek bir mertebe olamayacak diye tahmin ediyorum, ne müzikal ne de ticari anlamda. Kariyerinin başından beri (aslında en başından değil de büyük çıkışını yaptığı 90′ların başından beri) sürekli kendini tekrarlar bir rutinde [...]

devamını oku »


Kakaolu fındık kreması savaşları: Sarelle vs Nutella

14 Ocak 2009 | , , | 1 Yorum »

Son yıllarda büyük ölçüde Nutella’nın ele geçirdiği ”kakaolu fındık kreması” pazarı, TMSF’den satın alınan yerli marka Sarelle’nin de yarışa girmesiyle hareketlendi. Muhtemelen bu karşı hamleyi önceden gören Nutella bir zamandır TV reklamlarında üstüne basa basa “Türk fındıkları” diyerek “biz de yabancı değiliz” imajı yaratmaya çalışıyor. Gel gör ki benim damak zevkime yeni Sarelle daha çok hitap ediyor. Nutella’yı sevmediğimden [...]

devamını oku »


Baz Luhrmann – Australia

13 Ocak 2009 | , , , , | Yorum Yok »

Geçen hafta çok ama çok sevdiğim yönetmen Baz Luhrmann‘ın son filmi Australia‘yı izledim. Dört filmlik kısa ama şahane bir filmografisi olan yönetmenin önceki üç filmini referans alarak bu filmi büyük bir merakla beklemekteydim. Üstelik Moulin Rouge!‘un üzerinden koskoca 7 yıl geçmişti, herhalde bu kadar araya değecekti. Açıkçası filmi “beğendim”, ama o kadar. Beklentim mi yüksekti? [...]

devamını oku »