İki-üç gündür Sezen Aksu’nun yeni albümü Deniz Yıldızı‘nı dinliyorum. Herkesin böyle “değişik” Sezen albümlerini bir sindirme süreci vardır, bu süreç bazen yıllar alır. İlk dinleyişler genelde burun kıvırmalarla, “of Sezen, yine n’aptın sen”lerle geçer, aylar sonra şarkılara, albüme ısınılır, yıllar sonra da albüm klasikleşir. “Deli Kızın Türküsü”‘ne, “Işık Doğudan Yükselir”‘e olduğu gibi.
Ama benim gibi çocukluğunu “hayran” olarak geçirmiş bir eski-sezen-manyağı, yeni “dinleyici” için genelde Sezen albümü dinlenmeye başladığı ilk andan itibaren ziyafettir, şahanedir.
Bu sefer bana öyle olmadı. Artık ben de Sezen’in “değişik” albümlerine ilk anda burun kıvıranlardan oldum :) Belki de dönüp bakınca komik hissettiğim o “hayran” olmadığımı kendime kanıtlamaya çalışıyorumdur. Neyse ne, Sezen’in bu albümüyle ilgili bir yorum yazısı değil bu.
Bahsetmek istediğim şey Sezen’in Onno’ya ithafen yazdığı “Hâlâ Haber Bekliyorum Senden” şarkısında yaptığı, şarkıyı dinlediğim üç gün boyunca “bu ne demek ya?” diye düşündüğüm ve ne olduğunu anladığımda ağzımı açık bıraktıran, “artık sana hayran değilim Sezen” diye yırtındığım şu bilmem kaç yaşımda Sezen’e bir kez daha hayran olmamı sağlayan metinlerarasılık.
Şarkıyı dinlemeniz bahsedeceğim bağlantıyı çok daha kuvvetli algılamanızı sağlayacaktır. Gerçi sözlerini şuradan okuyabilirsiniz ama bence yetinmeyin, yazıya devam etmeden önce şarkıyı bir yerlerden dinleyin. Başvurabileceğiniz yasadışı yollardan ben sorumlu değilim, ona göre :)
Üç gün boyunca kafamı meşgul eden cümle “Okçu’nun önünde saygıyla eğil” oldu. Gerçi ilk duyduğumda tahmin ettiğim anlamda imiş bu “Okçu” ama ben yine de neden böyle bir benzetme, Onno neden eğiliyor bilememiştim. Cehalet tabii, başa bela. Sezen kadar okumuyorum, Sezen kadar şiir hiç okumuyorum. Meğerse cevap kartonette saklıymış:
1883-1931 yılları arasında yaşamış Lübnanlı felsefe yazarı, şair, romancı, ressam Halil Cebran’ın “Çocuklarınız” isimli şiirine atıfta bulunulmuştur.
Aslında bu şiiri bir zaman, bir yerlerde okuduğumu hatırlıyorum. Ama “baştacı” etmemişim ki “Okçu” aklımda kalmamış. Hemen Google’a (*) başvuruyorum konuyla ilgili olarak ve tak, sonuç elimde. Hem de şiiri yine Sezen etkisiyle gündemine almış olan başka bir blog‘da.
Çocuklarınız
Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil.
Onlar kendi yolunu izleyen hayatın oğulları ve kızları.Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz,
ama sakın onları kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.Okçunun önünde kıvançla eğilin.
Çünkü okçu,
uzaklara giden oku sevdiği kadar
başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.- Halil Cibran
E şimdi ben ne diyeyim? Sezen, hayatları boyunca karşılaşmayabilecek insanları Kemal Burkay, Metin Altıok, Melih Cevdet Anday, Turgut Uyar, Halil Cibran gibi büyük şairler ile karşılaştırmıştır. Şarkılarını, albümlerini bir kenara atsanız, sırf bu bile bir değer üretmeye yetmez mi?