Sezen Aksu “bakarsın umduğundan iyi geçer yaz…” diyerek yeni albümü “Öptüm”ü yayınladı. Okumaya devam et
Etiket arşivi: sezen aksu
Sezen Aksu, Gönül Akkor – Muntazır Teşrifine Hazır Kayık
Bence bu şarkı, Sezen Aksu’nun kendi şarkıları dışındaki (ki zaten pek fazla öyle “eser”ler yorumlamıyor) en en en başarılı yorumu. Okumaya devam et
“Cevdet Erek – Katkısız” DVD alana Sezen Aksu albümü hediye!
Bu bloga başladığım 2008 Haziran’ındaki ilk yazımda şöyle söylemişim Okumaya devam et
India.Arie feat. Sezen Aksu – The Cure
Listen
[audio src="http://www.onuryasar.com/blog/wp-content/uploads/audio/indiaarie_sezenaksu_thecure_475192846192.mp3" options="controls"]
Lyrics
Picture this:
There’s a girl who was raised to believe that love is suffering
She grows up and the man like a father gives her a wedding ring
Now she walks around up constant companion, our resentment, fear and sadness
The lack of laughter turns to cancer, this song is dedicated to herThe worst disease in the world
It’s not cancer, it’s not aids
The cure will not be found
By any physicist or scientistCause any cure living every single one of us
The worst disease in the world is hate
And the cure for hate is love
Oh love, oh love, oh lovePicture this:
There’s a boy who was abused when he was 12 years old
Now guilt lives in the pit of his stomach and even though he’s grown
He believes he deserves to be punished, now he lives his life past and recklessSearching for love, helpless, this song is dedicated to him
The worst disease in the world
It’s not cancer, it’s not aids
The cure will not be found
By any physicist or scientistCause any cure living every single one of us
The worst disease in the world is hate
And the cure for hate is love
Oh love, oh love, oh loveIt may seem
When I’m looking at the world through those kind of glasses
I believe that it’s so simple but sometimes it looks complicated
God’s love is like sunshine not be recognized
The most powerful energy in the universe
And all we have to do is use itYou may think
That there’s nothing in the world that you can do but that ain’t the truth
The fact of the matter is the battle world begins with you
Be the best person you can be
Pass those values to your family
And when you pray for those you love
Say a prayer for humanityPerde inmiş, perdeyi kaldır
Perdeyi kaldır, her yer zifir karanlık
Çile bir değil binmiş, nerde insan
Uyandır artık
Metinlerarasılık manyağı yaptın beni Sezen, bi’ dur gözünü seveyim…
İki-üç gündür Sezen Aksu’nun yeni albümü Deniz Yıldızı‘nı dinliyorum. Herkesin böyle “değişik” Sezen albümlerini bir sindirme süreci vardır, bu süreç bazen yıllar alır. İlk dinleyişler genelde burun kıvırmalarla, “of Sezen, yine n’aptın sen”lerle geçer, aylar sonra şarkılara, albüme ısınılır, yıllar sonra da albüm klasikleşir. “Deli Kızın Türküsü”‘ne, “Işık Doğudan Yükselir”‘e olduğu gibi.
Ama benim gibi çocukluğunu “hayran” olarak geçirmiş bir eski-sezen-manyağı, yeni “dinleyici” için genelde Sezen albümü dinlenmeye başladığı ilk andan itibaren ziyafettir, şahanedir.
Bu sefer bana öyle olmadı. Artık ben de Sezen’in “değişik” albümlerine ilk anda burun kıvıranlardan oldum :) Belki de dönüp bakınca komik hissettiğim o “hayran” olmadığımı kendime kanıtlamaya çalışıyorumdur. Neyse ne, Sezen’in bu albümüyle ilgili bir yorum yazısı değil bu.
Bahsetmek istediğim şey Sezen’in Onno’ya ithafen yazdığı “Hâlâ Haber Bekliyorum Senden” şarkısında yaptığı, şarkıyı dinlediğim üç gün boyunca “bu ne demek ya?” diye düşündüğüm ve ne olduğunu anladığımda ağzımı açık bıraktıran, “artık sana hayran değilim Sezen” diye yırtındığım şu bilmem kaç yaşımda Sezen’e bir kez daha hayran olmamı sağlayan metinlerarasılık.
Şarkıyı dinlemeniz bahsedeceğim bağlantıyı çok daha kuvvetli algılamanızı sağlayacaktır. Gerçi sözlerini şuradan okuyabilirsiniz ama bence yetinmeyin, yazıya devam etmeden önce şarkıyı bir yerlerden dinleyin. Başvurabileceğiniz yasadışı yollardan ben sorumlu değilim, ona göre :)
Üç gün boyunca kafamı meşgul eden cümle “Okçu’nun önünde saygıyla eğil” oldu. Gerçi ilk duyduğumda tahmin ettiğim anlamda imiş bu “Okçu” ama ben yine de neden böyle bir benzetme, Onno neden eğiliyor bilememiştim. Cehalet tabii, başa bela. Sezen kadar okumuyorum, Sezen kadar şiir hiç okumuyorum. Meğerse cevap kartonette saklıymış:
1883-1931 yılları arasında yaşamış Lübnanlı felsefe yazarı, şair, romancı, ressam Halil Cebran’ın “Çocuklarınız” isimli şiirine atıfta bulunulmuştur.
Aslında bu şiiri bir zaman, bir yerlerde okuduğumu hatırlıyorum. Ama “baştacı” etmemişim ki “Okçu” aklımda kalmamış. Hemen Google’a (*) başvuruyorum konuyla ilgili olarak ve tak, sonuç elimde. Hem de şiiri yine Sezen etkisiyle gündemine almış olan başka bir blog‘da.
Çocuklarınız
Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil.
Onlar kendi yolunu izleyen hayatın oğulları ve kızları.Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz,
ama sakın onları kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.Okçunun önünde kıvançla eğilin.
Çünkü okçu,
uzaklara giden oku sevdiği kadar
başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.- Halil Cibran
E şimdi ben ne diyeyim? Sezen, hayatları boyunca karşılaşmayabilecek insanları Kemal Burkay, Metin Altıok, Melih Cevdet Anday, Turgut Uyar, Halil Cibran gibi büyük şairler ile karşılaştırmıştır. Şarkılarını, albümlerini bir kenara atsanız, sırf bu bile bir değer üretmeye yetmez mi?
