Oca 26 2010

Sezen Aksu, Gönül Akkor – Muntazır Teşrifine Hazır Kayık

Bence bu şarkı, Sezen Aksu’nun kendi şarkıları dışındaki (ki zaten pek fazla öyle “eser”ler yorumlamıyor) en en en başarılı yorumu. Adeta Sezen Aksu olduğunu unutup 1800′lerin sonunda Kağıthane deresinde meşk eden bir İstanbul hanımefendisi söylüyor sanırsınız.

Diğer yorumlayan ise Gönül Akkor. Sezen popüler arenanın kraliçesiyse Gönül Akkor da kendi arenasının kraliçesidir.

 

Dinle: Sezen Aksu – Muntazır Teşrifine Hazır Kayık

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

 

Dinle: Gönül Akkor – Muntazır Teşrifine Hazır Kayık

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

 

Muntazır Teşrifine Hazır Kayık

Güfte: Nedim / Beste: Hacı Arif Bey

Muntazır teşrifine hazır kayık
İnce yaşmakla bu Cuma seyre çık
Pembe mantinden feracen pek de şık
İnce yaşmakla bu Cuma seyre çık

Kırma lütfet hatırı mestaneyi
Süslenip tak zülfün üzre saneyi
Eyle ihya semt-i Kağıthane’yi
İnce yaşmakla bu Cuma seyre çık


Haz 16 2009

“Cevdet Erek – Katkısız” DVD alana Sezen Aksu albümü hediye!

Bu bloga başladığım 2008 Haziran’ındaki ilk yazımda şöyle söylemişim:

Sezen, hayatları boyunca karşılaşmayabilecek insanları Kemal Burkay, Metin Altıok, Melih Cevdet Anday, Turgut Uyar, Halil Cibran gibi büyük şairler ile karşılaştırmıştır. Şarkılarını, albümlerini bir kenara atsanız, sırf bu bile bir değer üretmeye yetmez mi?

Bugün Sezen Aksu’nun yeni albümü “Yürüyorum Düş Bahçeleri’nde…”`yi aldım, onunla ilgili de ayrıca bir yazı yazmayı düşünüyorum, ama yukarıda bahsettiğim “değer üretme” şeklini Sezen bir adım öteye taşımış, ondan bahsedeceğim. Albüm 2 CD’den oluşuyor, bir de hediyesi var. Cevdet Erek‘in 4 işinin yer aldığı bir DVD, “Katkısız”, albüm ile birlikte veriliyor. Ya da şöyle düşünülebilir: contemporary art (pek sevmediğim Türkçe ismiyle güncel sanat) işleri artık sergilerden, bienallerden sıyrılıp bir ürün olarak popüler kültürde yerini alıyor ve başlangıç olarak bu DVD ile birlikte Sezen Aksu albümü hediye! :)

DVD ile ilgili albüm kartonetinden çıkan küçük bilgi kitapçığında Sezen’in “bu albüm aslında başlamak için iyi bir vesile oldu” demesinden hareketle bundan sonra Sezen Aksu’nun üretimlerinde ya da belki konserlerinde güncel sanattan işlerle haşır neşir olmaya devam edeceğini düşünebiliriz. Niyetin çok iyi olduğu aşikar, gayet içten bir paylaşma güdüsüyle Sezen “kocaman bir bahçe” diye tanımladığı “hayat”ta karşısına çıkan güzellikleri, geğirme seslerini kaydetse bile albümünü koşa koşa alacak kocaman bir kitleye ulaştırıyor. Ancak ben yine de güncel sanat çevrelerinde, Sezen Aksu dahi olsa, bir popüler kültür ürününün “yan ürünü” olmaya sıcak bakılacağını sanmıyorum. “Bu albümü alan kaç kişi daha önce bırakın Cevdet Erek’inkileri, herhangi bir güncel sanat işi görmüştür?” diye düşünülebileceği gibi, “milyonlara ulaşmak gibi bir derdinin olmaması zaten güncel sanatı olduğu şey yapandır” diyenler de çıkacaktır. Ben Sezen’in her iki tarafın da dediklerine kulak asmadan bildiğini okuyacağına eminim, neler olacak, bekleyelim de görelim…


Mar 7 2009

Dün annem elimi tutarken bugün 29 da doldu…

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.


şimdi boşuna bakma saate zaman geç oldu
dün annem elimi tutarken bugün 29 da doldu
vakit can almaz ancak can yakar
fakat bir bekle bak, knock out olursan çok sakat
mücadeleyle geçen hayatta son round
kazanmak herkes ister, ne istediğini bilmektir önemlisi
var mı listen? hayallerin, hırsın, cesaretin
sabır selametimse intikam felaketimdir
ne mektebimde vardı huzurum, ne vardı evde
çıkıp bir başıma ağlamaktı belki caddelerde
hayallerin kurulduğu ve düşlerin yok olmadığı
bu gözlerinse dolduğu, zamanın donduğu bir yerdeyim
düşünceler dumanlı, dağlar aynı, gözse puslu
bir bakmışım mesafeler uzun ve tozlu
benimse yol yürür gider bir seyyah olurum
ne paranın bir değeri vardır aslında
ne de şerefle onur’un…

gelsin hayat, bildiği gibi gelsin
işimiz bu yaşamak
unuttum bildiğimi doğarken
umudum ölmeden hatırlamak


Şub 8 2009

India.Arie feat. Sezen Aksu – The Cure

Listen

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

 

Lyrics

Picture this:

There’s a girl who was raised to believe that love is suffering

She grows up and the man like a father gives her a wedding ring

Now she walks around up constant companion, our resentment, fear and sadness

The lack of laughter turns to cancer, this song is dedicated to her

 

The worst disease in the world

It’s not cancer, it’s not aids

The cure will not be found

By any physicist or scientist

Cause any cure living every single one of us

The worst disease in the world is hate

And the cure for hate is love

Oh love, oh love, oh love

 

Picture this:

There’s a boy who was abused when he was 12 years old

Now guilt lives in the pit of his stomach and even though he’s grown

He believes he deserves to be punished, now he lives his life past and reckless

Searching for love, helpless, this song is dedicated to him

 

The worst disease in the world

It’s not cancer, it’s not aids

The cure will not be found

By any physicist or scientist

Cause any cure living every single one of us

The worst disease in the world is hate

And the cure for hate is love

Oh love, oh love, oh love

 

It may seem

When I’m looking at the world through those kind of glasses

I believe that it’s so simple but sometimes it looks complicated

God’s love is like sunshine not be recognized

The most powerful energy in the universe 

And all we have to do is use it

 

You may think

That there’s nothing in the world that you can do but that ain’t the truth

The fact of the matter is the battle world begins with you

Be the best person you can be

Pass those values to your family

And when you pray for those you love

Say a prayer for humanity

 

Perde inmiş, perdeyi kaldır

Perdeyi kaldır, her yer zifir karanlık

Çile bir değil binmiş, nerde insan

Uyandır artık


Haz 27 2008

Metinlerarasılık manyağı yaptın beni Sezen, bi’ dur gözünü seveyim…

İki-üç gündür Sezen Aksu’nun yeni albümü Deniz Yıldızı‘nı dinliyorum. Herkesin böyle “değişik” Sezen albümlerini bir sindirme süreci vardır, bu süreç bazen yıllar alır. İlk dinleyişler genelde burun kıvırmalarla, “of Sezen, yine n’aptın sen”lerle geçer, aylar sonra şarkılara, albüme ısınılır, yıllar sonra da albüm klasikleşir. “Deli Kızın Türküsü”‘ne, “Işık Doğudan Yükselir”‘e olduğu gibi.

Ama benim gibi çocukluğunu “hayran” olarak geçirmiş bir eski-sezen-manyağı, yeni “dinleyici” için genelde Sezen albümü dinlenmeye başladığı ilk andan itibaren ziyafettir, şahanedir.

Bu sefer bana öyle olmadı. Artık ben de Sezen’in “değişik” albümlerine ilk anda burun kıvıranlardan oldum :) Belki de dönüp bakınca komik hissettiğim o “hayran” olmadığımı kendime kanıtlamaya çalışıyorumdur. Neyse ne, Sezen’in bu albümüyle ilgili bir yorum yazısı değil bu.

Bahsetmek istediğim şey Sezen’in Onno’ya ithafen yazdığı “Hâlâ Haber Bekliyorum Senden” şarkısında yaptığı, şarkıyı dinlediğim üç gün boyunca “bu ne demek ya?” diye düşündüğüm ve ne olduğunu anladığımda ağzımı açık bıraktıran, “artık sana hayran değilim Sezen” diye yırtındığım şu bilmem kaç yaşımda Sezen’e bir kez daha hayran olmamı sağlayan metinlerarasılık.

Şarkıyı dinlemeniz bahsedeceğim bağlantıyı çok daha kuvvetli algılamanızı sağlayacaktır. Gerçi sözlerini şuradan okuyabilirsiniz ama bence yetinmeyin, yazıya devam etmeden önce şarkıyı bir yerlerden dinleyin. Başvurabileceğiniz yasadışı yollardan ben sorumlu değilim, ona göre :)

Üç gün boyunca kafamı meşgul eden cümle “Okçu’nun önünde saygıyla eğil” oldu. Gerçi ilk duyduğumda tahmin ettiğim anlamda imiş bu “Okçu” ama ben yine de neden böyle bir benzetme, Onno neden eğiliyor bilememiştim. Cehalet tabii, başa bela. Sezen kadar okumuyorum, Sezen kadar şiir hiç okumuyorum. Meğerse cevap kartonette saklıymış:

1883-1931 yılları arasında yaşamış Lübnanlı felsefe yazarı, şair, romancı, ressam Halil Cebran’ın “Çocuklarınız” isimli şiirine atıfta bulunulmuştur.

Aslında bu şiiri bir zaman, bir yerlerde okuduğumu hatırlıyorum. Ama “baştacı” etmemişim ki “Okçu” aklımda kalmamış. Hemen Google’a (*) başvuruyorum konuyla ilgili olarak ve tak, sonuç elimde. Hem de şiiri yine Sezen etkisiyle gündemine almış olan başka bir blog‘da.

 

Çocuklarınız

 

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil.

Onlar kendi yolunu izleyen hayatın oğulları ve kızları.

 

Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler

ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.


Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.

Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.


Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.

Çünkü ruhlar yarındadır,

siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.


Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz,

ama sakın onları kendiniz gibi olmaya zorlamayın.

Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.


Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.


Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür

ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.


Okçunun önünde kıvançla eğilin.


Çünkü okçu,

uzaklara giden oku sevdiği kadar

başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.


- Halil Cibran

 

E şimdi ben ne diyeyim? Sezen, hayatları boyunca karşılaşmayabilecek insanları Kemal Burkay, Metin Altıok, Melih Cevdet Anday, Turgut Uyar, Halil Cibran gibi büyük şairler ile karşılaştırmıştır. Şarkılarını, albümlerini bir kenara atsanız, sırf bu bile bir değer üretmeye yetmez mi?