Oca 20 2010

19 Ocak notları

Dün 19 Ocak’tı, o günün üzerinden tam 3 yıl geçti.
Soğuğa, kara, ayaza rağmen adalet isteyen, katili tanıyan binlerce kişi o kaldırımın önünde toplandı, Hrant’ı andı.

14:30′dan itibaren ben de oradaydım. Haber kaynakları zaten tüm ana detayları, görüntüleri verdi, ben sadece bir kaç küçük detayı aktarmak istiyorum.

Hrant için yazılmış şarkılar çalıyordu, önce Selda Bağcan’dan “Güvercinleri de Vururlar” çaldı, ardından Sezen Aksu’dan “Güvercin” çalmaya başladı. Sezen’in şarkısının ortalarında bir yerde ikindi ezanı okunmaya başladı, ve Agos yönetimi (ya da yanılıyor olmayayım, müziği kim idare ediyorsa) sesi kapattı. Ezan bitene kadar da ne bir müzik ne de bir anons yapıldı. Birlikte yaşamanın inceliklerine, birbirimize nasıl saygı duymamız gerektiğine dair çok önemli bir jestti bence.

Sırrı Süreyya Önder, hepimizin çocukluğundan çok iyi hatırladığı “buraya bir kuş konmuş” oyunundaki, “masalları bile vahşetin suç ortaklığıyla bezeli bir iklimin tam da avucunun ortasına konmuş” olan Hrant Dink’i ve onun katillerini anlattığı muhteşem bir konuşma yaptı.

Rakel Dink çok fazla konuşmadı, sadece insanları selamladı ama sesindeki naiflik çok çok güzeldi, herkesin içini titretti. Arat Dink’in konuşması ise son derece vurucuydu, ben göz pınarlarıma zor hakim olurken yanımdaki arkadaşımın gözünden bir damla yaş süzüldü.

Karın şiddeti de son derece enteresandı, karı yöneten gücün de o kalabalığın içinden biri olduğu hissini uyandırdı. Ne de olsa O da adaletten yanadır, değil mi? İnsanlar kalabalıklaşırken kar da şiddetini gitgide arttırdı, Arat’ın konuşmasını yaptığı dakikalarda adeta bir tipi gibi hızla yağıyordu, anma bittiğinde ve herkes yavaş yavaş dağılırken kar da sanki bugünün dekoru olma görevini başarıyla tamamlamış gibi usulca ve sakin sakin yağmaya devam etti.

Gündüz eyleminin kapanışı ise coşkulu oldu. Barış İçin Sanat Girişimi herkesi etrafına toplayıp çok güzel bir kaç performans gerçekleştirdi. Bu dakikalar, adalet talebinin ille de katı ve sert bir tonla değil, yine yüksek, yine coşkulu ama herkesi -en uygun tabiriyle- gaza getiren bir araçla, sanatla yapılabileceğini gösterdi. Davullar eşliğinde sloganlar bu kez “melodili” atıldı, ama söylenenin altını boşaltarak değil tam tersine inadımızı ve ısrarımızı haykırarak. Sesimizi kısa kısa “Sustur, sustur, savaşın sesini sustur…” diye tekrarlarken çömeldik, kısa bir suskunluğun ardından sesimizi her tekrarda bir kademe arttırarak “Yükselt, yükselt, barışın sesini yükselt!” diye bağırarak ayağa kalktık, bir yandan eski adıyla Ergenekon Caddesi’nin girişine yürürken. Ve o tabelanın altında toplanıp, bugün, şimdi, derhal, hemen caddenin ismini değiştirip “Hrant Dink Caddesi” tabelasını taktık. Resmi makamlar olaya hangi aşamada müdahale etti, tabela hala o şekilde duruyor mu bilmiyorum ama ben dahil pek çok kişi caddenin ismini olması gerektiği haliyle görüntüledi.

Soğuk, kar ve ayaz kimseyi durdurmadı, akşam 19:00′da da Taksim Meydanı’nda yine binlerce kişi toplanıp Galatasaray’a yürüdük. Coşkulu, talepkar ve inatçı bir kalabalıktık, kalabalığız…


Oca 16 2010

Afet ve acı sonrası inanç sömürüsü her yerde aynı

Unutmak ne mümkün, onbinlerce insanın hayatını kaybettiği 1999 depremi sonrası bizde de bir takım aklı evveller, fuhuş ve kumarın artış gösterdiği bölgelere Allah’ın ceza metodu olarak yorumlamışlardı afeti. Bugün Haiti’de aynı şerefsiz ve insanlık yoksunu zihniyet işbaşında. Bu seferki “sebep” Fransız hakimiyetine boyun eğmeyip bağımsızlıklarını ilan etmiş olmaları. Bu densiz açıklamaları yapan bir takım misyonerlerin varlığından çok, arkalarında destekleyen bir taban olması çok korkutucu.

‘Şeytanla anlaşmanın bedelini ödüyorlar!’

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&Date=&ArticleID=974907


Kas 22 2009

Macit, beni otomobillendir.


Kas 4 2009

W ile başlayan DÜRÜM

40 yıllık dürüm, adını Wrap yapınca burun kıvıranların menülerine de girmeyi başardı.


Eki 22 2009

NEREDEYIM » 2222

Sabit ücret, tırt ücret, pırt ücret diye elini cebimizden bir türlü çekmeyen telekomünikasyon firmaları, faydalı bir iş de yapmışlar sonunda.

Bir yerde kaybolduğunuzda ya da yolunuzu şaşırdığınızda NEREDEYIM yazıp 2222′ye mesaj atarsanız, aşağıdaki örneğe benzer bir mesaj alıyorsunuz:

BULUNDUGUNUZ BOLGE Istanbul,Kadikoy,Icerenkoy,Karaman Ciftlik Yolu Caddesi COGRAFI KONUMUNUZ (40 derece 58 dk 44 sn Kuzey, 29 derece 06 dk 22 sn Dogu) SIZE EN YAKIN NOKTALAR Tem Polis Buro Amirligi 103 m (+902164104113), Ozel Avicenna Hastanesi 225 m (+902165741000), Infotech Bilisim ve Iletisim Teknolojileri 32 m (+902165740505) Polis Imdat 155, Alo Jandarma 156, Hizir Acil 112, Itfaiye 110


Tem 13 2009

Ayşe Arman denemiş, mahalle baskısı yokmuş

Ayşe Arman’ın “bomba” yazı dizisi bugün Hürriyet’te başladı. Yazarımız empati kurayım derken ayrımcılığın dibine vurmuş, bir de üstüne üstlük meseleyi çözmüş, sonucu açıklamış: “Mahalle baskısı yok”muş. Neden? Çünkü türbanıyla House Cafe’de oturmuş, latte içmiş, kimse kovmamış. Nişantaşı sokaklarında kimse laf atmamış. Taraf’ta Yıldıray Oğur kendisine iki alternatif güzergâh önermiş, yazı çok güzel, üstüne söylenecek pek bir şey yok, okuyun.


May 18 2009

Begüm, Begüm Huuu…

Get the Flash Player to see this player.


May 17 2009

Belma Simavi, içine soğuk ped şişe koyduğu termostatlı köpek çantasıyla dikkat çekti.

Magazin haberciliğinde son nokta. Toplum olarak kolektif deliliğin kıyısında durduğumuzun işaretlerinden küçük bir tanesi…


Nis 21 2009

Gelecekte BirGün


Nis 14 2009

BirGün Gazetesi 6. yıldönümü kapağı